TÜRKİYE
05 Haziran 2026 - Cuma

Kılıçdaroğlu Konuşunca Neden Rahatsız Oldunuz?

Aylarca, hatta yıllarca aynı şeyi söylediler:

Yazar - Siyasi Projektör
Okuma Süresi: 3 dk.
Siyasi Projektör

Siyasi Projektör

-
Google News

Çık konuş Kemal Bey.

Susma Kemal Bey.

Bir açıklama yap Kemal Bey.

Kemal Kılıçdaroğlu sustu.

Parti zarar görmesin diye sustu.

Kavga büyümesin diye sustu.

Mahkemeler sonuçlansın diye sustu.

Sonunda konuştu.

Hem de öyle birkaç cümleyle değil. Kurultayı konuştu, partiyi konuştu, normalleşmeyi konuştu, çözüm süreci tartışmalarını konuştu, belediyeleri konuştu, CHP'nin geldiği noktayı konuştu.

Peki ne oldu?

Bu kez de sesi duyulmasın diye uğraşıldı.

Yıllardır CHP seçmeninin izlediği televizyon kanalları vardı. Bu kanalların önemli bir kısmı Özgür Özel'in konuşmalarını canlı verdi. Ama aynı hassasiyeti Kılıçdaroğlu'nun konuşmasına göstermedi.

İnsan sormadan edemiyor:

Siz gerçekten Kemal Kılıçdaroğlu konuşsun mu istiyordunuz?

Yoksa sadece sizin istediklerinizi söylesin mi istiyordunuz?

Çünkü bir insanın konuşmasını istemek başka şeydir.

Konuşmaya başlayınca sesini kısmaya çalışmak başka şeydir.

Düne kadar bazı televizyon kanallarına yandaş medya diyenler, bugün kendi mahallelerinde aynı şeyi yapmaya başladılarsa dönüp aynaya bakmaları gerekir.

Çünkü yandaşlık sadece iktidara yakın olmak değildir.

Yandaşlık bazen kendi içindeki farklı sese tahammül edememektir.

Gelelim işin Trabzon tarafına...

Son günlerde bakıyoruz.

İlçe başkanları...

Belediye başkanları...

Meclis üyeleri...

Parti yöneticileri...

Peş peşe açıklamalar yapıyorlar.

Herkes aynı cümleleri kuruyor.

Herkes aynı tarafa hizalanıyor.

Peki bir dakika...

Bu kadar acele neden?

Bu kadar telaş neden?

Kemal Kılıçdaroğlu'nun söyledikleri doğru mu, yanlış mı?

Bunları araştırdınız mı?

Bunların cevabını aradınız mı?

Yoksa daha ne söylediğini bile tam dinlemeden safınızı mı belirlediniz?

Siyaset taraftarlık değildir.

Siyaset akıl işidir.

Bir insan yıllarca bu partinin genel başkanlığını yapmışsa, seçim kazanmış ya da kaybetmiş olması fark etmez; ortaya koyduğu iddialar en azından dinlenmeye değerdir.

Kılıçdaroğlu çıkıp bazı şeyler söyledi.

Kurultayla ilgili konuştu.

Partinin yönüyle ilgili konuştu.

Normalleşme siyasetiyle ilgili konuştu.

İktidarla kurulan ilişkilerle ilgili konuştu.

Çözüm süreci tartışmalarıyla ilgili konuştu.

Şimdi yapılması gereken şey alkış tutmak da değildir, yuhalamak da değildir.

Yapılması gereken şey şudur:

Bu adam ne söylüyor? diye bakmaktır.

Ama görünen o ki birçok kişi önce tarafını seçmiş, sonra düşünmeye başlamış.

Oysa olması gereken tam tersidir.

Önce düşünmek, sonra karar vermektir.

Bugün Trabzon'da bazı siyasetçilere de aynı soruyu sormak gerekiyor:

Eğer Kemal Kılıçdaroğlu'nun anlattıkları doğruysa ne olacak?

Eğer gerçekten partide yanlış işler olduysa ne olacak?

Eğer gerçekten bazı pazarlıklar yapıldıysa ne olacak?

Eğer gerçekten CHP kuruluş çizgisinden uzaklaştırıldıysa ne olacak?

Bunların cevabını vermeden sadece bir kişinin arkasında saf tutmak size ne kazandıracak?

Bugün birilerini savunabilirsiniz.

Birilerini destekleyebilirsiniz.

Bu siyasetin doğasında vardır.

Ama yarın ortaya çıkacak gerçekler karşısında da aynı cesareti gösterebilecek misiniz?

Asıl soru budur.

Çünkü siyaset makamların değil, doğruların yanında durabilme işidir.

Bugün herkes aynı tarafa koşuyor olabilir.

Ama tarih çoğu zaman kalabalıkların değil, gerçeğin peşinden gidenleri hatırlar.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
TRABZONSPOR