Dün Alkışlayanlar, Bugün Linç Edenler…
Bugün CHP’de yaşanan tabloyu görünce insanın aklına şu soru geliyor:

Siyasi Projektör
-Gerçekten bu parti kendi içindeki sorunlarla yüzleşiyor mu, yoksa herkes suçu başkasına atıp işin içinden çıkmaya mı çalışıyor?
Şimdi dönüp sürecin başına bakalım…
Bugün mahkemelerde konuşulan dosyalar, gökten zembille inmedi.
Bu davaları uzaylılar açmadı.
Bu tartışmaları dış güçler başlatmadı.
Bu iddiaları ilk ortaya atanlar da başka partiler olmadı.
Bizzat CHP’nin kendi içinden insanlar konuştu.
Kurultay sürecinde para iddiaları konuşuldu.
Delegeler üzerinden tartışmalar çıktı.
Telefon kayıtları, görüntüler, kulisler, şikayetler havada uçuştu.
Bir taraf öbür tarafı suçladı.
Kimi değişim dedi, kimi ihanet dedi.
Bugün herkes unutmuş gibi davranıyor ama CHP’nin kendi içindeki insanlar aylarca televizyonlara çıkıp birbirini suçladı.
Kimi şaibe dedi.
Kimi satın alma iması yaptı.
Kimi delegelerin yönlendirildiğini söyledi.
Kimi belediye gücünün kullanıldığını iddia etti.
Şimdi dönüp bütün bunlar mahkemeye taşınınca, herkes bir anda suçu dışarıya atıyor.
Peki vatandaş da şunu sormaz mı?
Madem ortada hiçbir şey yoktu, bu dosyalar nasıl oluştu?
Madem her şey tertemizdi, neden CHP’liler birbirini aylarca suçladı?
Madem bu süreç tamamen dış müdahaleydi, ilk ifadeleri verenler neden CHP’nin kendi içinden çıktı?
İşte CHP’nin bugün en büyük problemi burada.
Kendi iç kavgasını dış düşman hikayesiyle kapatmaya çalışıyor.
Her eleştireni ihanet, her farklı görüşü operasyon, her eski genel başkanı da başkalarının adamı ilan ediyor.
Şimdi Trabzon’da bazı açıklamalara bakıyorum…
Öyle bir dil kullanılıyor ki sanki Kemal Kılıçdaroğlu yıllardır bu partinin içinde değilmiş gibi…
Sanki onu bu parti genel başkan yapmamış gibi…
Sanki yıllarca onunla fotoğraf verenler, yanında gezenler, makam alanlar başkasıymış gibi…
Bugün bazıları çıkmış Kemal Kılıçdaroğlu’nu adeta başka güçlerin kuklası gibi göstermeye çalışıyor.
İnsan biraz durup düşünür.
Dün bu adam sizin genel başkanınız değil miydi?
Cumhurbaşkanı adayı yaparken iyiydi de bugün mü kötü oldu?
Yıllarca arkasında yürürken sorun yoktu da bugün mü hain oldu?
İşte siyasette samimiyet tam burada belli olur.
Gerçek siyasi ahlak, güç değişince karakter değiştirmemektir.
Bugün övgü dizip yarın sövmek değildir.
Bugün alkışlayıp yarın linç etmek değildir.
Ama CHP’de yıllardır aynı hastalık yaşanıyor.
Kim genel başkansa etrafında bir kutsama başlıyor.
Sonra biri gidince eski lider yerin dibine sokuluyor.
Deniz Baykal’a yapıldı.
Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılıyor.
Yarın başkası gelir, bugün alkışlananlara da aynısı yapılır.
Çünkü mesele dava değil çoğu zaman.
Mesele düzeni kaybetmeme korkusu.
Bugün Trabzon’da en sert açıklamaları yapanların bir kısmı yarın siyasi rüzgar ters dönsün, yine Kemal Kılıçdaroğlu’nun kapısında görev bekleyebilir.
Özür dileyebilir.
Genel Başkanım diyebilir.
Hatta bugün söylediklerini inkar edip en büyük savunucusu kesilebilir.
Türkiye bunu yıllardır gördü.
Vatandaş artık bu siyaset dilinden yoruldu.
İnsanlar kavga değil samimiyet görmek istiyor.
Bağıran değil karakterli insan görmek istiyor.
Her döneme göre saf değiştirenleri değil, omurgalı duruş sergileyenleri görmek istiyor.
Çünkü siyaset, dün beraber yürüdüğün insanı bugün düşman ilan etme sanatı değildir.
Ve unutulmaması gereken en önemli şey şudur:
Bir partiyi mahkeme değil, önce kendi içindeki güvensizlik çökertir.