
Sanki İktidar Olmak İstemeyenler Kulübü
Türkiye’de siyaset sahnesi, genellikle sert mücadelelere, büyük hedeflere ve kazanma hırsına sahne olur. Ancak son yıllarda, özellikle ana muhalefet partisi CHP ve yıllardır iktidarda olan AK Parti’nin tutumları, kamuoyunda farklı bir izlenim yaratıyor.

Siyasi Projektör
-CHP: Muhalefette Kalmak Konforlu mu?
CHP, Türkiye’de ana muhalefet partisi olarak yıllardır bir döngü içinde. Zaman zaman yükselen umutlar, değişim rüzgarları ve sert muhalefet söylemleri, seçimler yaklaştıkça yerini garip bir durağanlığa bırakıyor.
Küçük Adımlar, Büyük Engeller: CHP’nin son yıllarda özellikle adalet, liyakat ve hukuk devleti gibi konularda adımlar attığı görülse de bunlar, iktidarı zorlayacak kadar güçlü politikalar üretmekten uzak kaldı. CHP, iktidarı zorlamak yerine, mevcut düzenin çeperinde bir denge siyaseti izliyor gibi görünüyor.
Kendi İçinde Çatışan Parti: Parti içindeki çekişmeler, lider değişiklikleri ve hizip savaşları, CHP’nin güçlü bir iktidar alternatifi yaratmasını engelliyor. Parti tabanının "Artık kazanmalıyız" baskısına rağmen, yönetimdeki kadrolar bu enerjiyi somut bir projeye dönüştüremiyor.
Seçim Kaybetmeye Endeksli Strateji: CHP’nin en büyük açmazlarından biri, seçim kazanmak üzerine kurulu değil, seçim kaybettikten sonra “Neden olmadı?” tartışmalarına odaklı bir refleks geliştirmiş olması. Bu kısır döngü, partiye oy vermek isteyen seçmenleri bile hayal kırıklığına uğratıyor.
AK Parti: İktidarda Kalmak mı, Yorulmak mı?
Diğer yanda, 20 yılı aşkın süredir iktidarda olan AK Parti de sanki iktidarda kalmayı çok da istemiyor gibi bir görüntü çiziyor.
Yıpranmış Kadrolar, Yorgun İktidar: Uzun süreli iktidarlar genellikle tazelenmeye ve değişime ihtiyaç duyar. Ancak AK Parti’de görülen, aynı kadrolarla devam eden, zaman zaman küçük revizyonlarla sürdürülen bir yönetim anlayışı. Bu durum, halkın gözünde partiye olan güveni aşındırıyor.
Ekonomi ve Sosyal Politikalar: Özellikle ekonomi politikalarındaki belirsizlikler, enflasyonun kontrol altına alınamaması ve geçim sıkıntısı, AK Parti’nin güçlü olduğu geniş seçmen tabanında bile ciddi rahatsızlık yaratıyor. Ancak bu sorunların çözümü konusunda AK Parti’den radikal adımlar yerine günü kurtarmaya yönelik hamleler geliyor.
Muhalefeti Güçlendiren Politikalar: AK Parti’nin bazı politik kararları, CHP ve diğer muhalefet partilerinin elini güçlendiriyor. Örneğin, hukuk devleti konusundaki eleştiriler, adalet mekanizmasının güven kaybı ve bürokrasideki çalkantılar, doğrudan iktidarın tabanını da etkileyen sorunlar haline gelmiş durumda.
Sonuç: Kendi Kendini Sabote Eden İki Parti
CHP, güçlü bir alternatif yaratmak yerine kendi içinde çalkalanıyor. AK Parti ise iktidarda kalmayı gerçekten isteyip istemediği konusunda seçmenine net bir mesaj vermekte zorlanıyor. Bu tablo, Türkiye’nin siyasi sahnesinde tuhaf bir denge yaratıyor: Bir taraf iktidar olmak için yeterince mücadele etmiyor, diğer taraf ise elindeki gücü korumak için gerekli reformları yapmıyor.
Bu durumda, seçmenlerin tercihi ne olacak? Yeniden aynı döngü mü, yoksa bambaşka bir siyasi hareketin yükselişi mi? Önümüzdeki süreç, bu soruların cevabını verecek.