24 Şubat 2025 - Pazartesi

Öz Kendilik ve Ben Denilenler

Ruh tarla. Ben ekilir oraya. Beden bir ben yaratır ruhta. Her organ ayrı bir dürtüyle bir ben daha eker. Benler tutarlar, açarlar, yeşerirler, köklenirler. Tüm o benler kişide kendiliği oluşturmak için danışmandır.

Yazar - Yunus Uçgun
Okuma Süresi: 6 dk.
Yunus Uçgun

Yunus Uçgun

yunusucgun227@gmail.com -
Google News

Hakiki Benler

            Ruh tarla. Ben ekilir oraya. Beden bir ben yaratır ruhta. Her organ ayrı bir dürtüyle bir ben daha eker. Benler tutarlar, açarlar, yeşerirler, köklenirler. Tüm o benler kişide kendiliği oluşturmak için danışmandır.

            Beyin akıl beni eker, mantıklı bir hayat beklerken. Yürek duyguyu ekerken cesur ve sevgi dolu bir yaşam arzular. Mide aç bir ben yaratır bünyede, beslensin ister. Cinsel organ heyecan eker, sanatı ve yaratıcılığı yaratmak için insanda, zevk sahibi olsun ister. İnsan yürüyen ağaç, bacaklar gitmek ister, gidip daha iyi bir yere yerleşmek, kök salmak, daha iyi meyveler vermek için bir ormanın içinde yer almak. Kollar uzanmaktır, eller uzanıp tutmak, tutup almak, alıp paylaşmak sevdiğinle. Hakim olma isteğidir, güç sahibi olma duasıdır el.

Yetenekler bunlardan sonra gelişir ruhta. Ruh özel alan, kişiye vadedilen topraklar. Toprağını nasıl işler insan.

            Benlerine hakim olmayanlar, onları ehlîleştirmeyenler yetenek sahibi olamaz, kendilerini yaratamazlar. Kişilik benlerine hakim olmakla gelişir. Benlere hakim olma ritüelleri, çalışmaları onların üstünde kendilik kazanı yani vicdanı yaratır. Nasıl iki insandan meydana geliyorsa insan, benler organların dürtüsünden ve ruhtan gelir, vicdan da o dürtülere haddini hukukunu bildirmek, hakim olmaktan. Kendiliğe ulaşan ancak yaşamaya başlar yaşamı.

            Yoksa yaşamı yaşayan sadece dürtülerdir. Dürtüleriyle yaşayan hayvan makamındadır. Benlerinden herhangi birini kendi sanan bu dürtüye kanmış aldanmıştır, henüz kendi olamadığından o dürtüyle çok kolay kandırılan aptal makamındadır. İnsan olan ancak sınırları yazmış çizmiş, hangi benin nerde ortaya çıkacağını netleştirmiş, kendilik makamına ermiştir.

            Cennette yaşayabilecek bir varlık olmak, kendilik makamına çıkmakladır. Cehennem o benlerin asıl olmadığını, hakiki kendin olmadığını hatırlatma, arınma makamıdır. Vicdansızlık ve aynalarda benlerin güzelliğine tapınma bir uyarı olarak bünyede psikolojik rahatsızlıklar yaratır.

            Zaman insanın aleyhine işlemektedir, öyle rastgeleye bırakılamayacak kadar değerlidir. Zaman değerlendirilmeli, harcanmamalıdır. Her insan anlamak, uyanmak, farkındalık makamına çıkmak için bünyesinde kendini yaratmakla sorumludur, bunun için tüm araçlar sunulmuştur.

Yapmacık Benler

            Yapmacık benlere toplumun ihtiyacı vardır. Toplum bir bünye olarak insanları bir arada barış içinde yaşatan organlara ihtiyaç duyar. Birer gerçeklik olarak asırlar içinde insanlar tarafından bu organlar yaratılır.

Devlet bünyedir. Asker, polis, hakim, tüccar, imam, işçi, başkan, memur bu organlardır. Seçimle ya da kime ne denk gelirse o ben yüklenir o kişiye. Hiçbir albay yıldızlarla, hiçbir berber makasla doğmaz anasından.

Hangi millette doğmuşsa o millet beni ekilir insana. Hangi dinde doğmuşsa o din beni yüklenir ruha. Kültürler zihin kalıplarıdır, kutsal kitaplar zihin kitapları. Hepsi yaşamı ve sistemini çözmek için haplardır, hap bilgi. Kim olduğunu anlamak, kendini yaratmak için araçlardır. Bu kadar insan arasında bambaşka insanlar yaratılır, bambaşka renkler.

Aile de çocuk doğduğunda ona evlat benini eker ruhuna. Yaşıtları tarafından arkadaş beni ekilir. Çevredekiler nasılsa öyle algılar, öyle inanır arkadaşlığa. Okullar tarafından öğrenci, meslekler tarafından o meslek erbabı beni ekilir. Kişi kendini paşa, amir, memur zannetmeye başlar. Evlenir, yuva kurar, koca ve kadın kişi benleri, evlat sahibi olunca ana, baba benleri ekilir. Bu benlerin tanımları vardır, tanımlarla yüklenir insana. Bu tanımlamaları çevresi yapar ya da o an orda olan insanlar. Toplumun devamı, sürekliliği için bu benlere ihtiyaç elzemdir.

Bunlar kişinin kendisi değildir. Sadece o grup, o sosyolojik ortam içinde geçerli bir rol, makine dişlisidir. Çoğu insan bu benlere aldanarak hayatı kaçırır, kendini o ben zanneder, koca bir ömrü berbat eder. Diğerlerine zulüm de bu benlerden kaynaklanır, kötülüğün kaynağı bu benlere şeksiz şüphesiz inançtır. Sdk (i) yarışları bu yüzden. Bunları üstünlük meselesi saymak saçmadır, bunla üstün olacağına inanan şaçmalamaktadır.

Kaçınılmaz Sonuç Kendin

Yaşama neyi çıkarırsan o gelişir, evrimleşir. Yaşama sürekli bir benini sürersen sadece o benin evrimleşir, kendini kaybedersin. Yaşama kendini çıkarmayı, kendini işlemeyi, olgunlaştırmayı ihmal edersen, kaç yaşında bastırdıysan onu yıllar sonra o yaşta, o acemilikte çıkar karşına.

İnsanın cahil kalması mümkün değil, yaşamı yaşamayan cehalete saplanır.

Ben diyemezsin kendine bir biz topluluğu yeşerir ruhta, onu ormana çevirmek senin elinde. Ya da bir cehenneme... Gönlündeki saltanat koltuğunda oturan kim? Kendin misin yoksa sana yüklenen herhangi bir ben mi?

İnsan meyvedir, tadı sözü. Olgunlaşıp olgunlaşmadığını sözlerinden, sözlerinin tadından anlarsın.

Vakit kendinle hesaplaşma vakti. Haklılık bir iddia değildir. Haklılık haklı olmaktır. Haklı olduğunu iddia etme! Haklı ol! Bu her zaman kendime söylediğim bir laf.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.