
Siyasi Projektör
-Türk siyasi tarihine bakıldığında, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), her zaman iktidarın kötü yönetim dönemlerinde bir alternatif olarak vatandaşın denemek istediği bir parti oldu. Ancak ne yazık ki, CHP bu fırsatları değerlendirmekte her defasında başarısız oldu.
İktidardaki partilerin yıprandığı, halkın değişim arayışına girdiği dönemlerde CHP genellikle yerel yönetimlerde güç kazandı, ancak bu gücü kalıcı bir halk desteğine çeviremedi. Bunun en büyük nedeni, CHP’nin halka rağmen siyaset yapma anlayışından bir türlü kurtulamamasıdır.
Vatandaşın önceliklerini, değerlerini, ekonomik kaygılarını ve yaşam tarzını anlamadan yönetmeye çalışmak, CHP’yi her defasında başarısızlığa sürükledi.
Halkın beklentileri ile parti yönetiminin sundukları arasındaki derin uçurum, CHP’yi iktidara taşıyacak toplumsal desteği yaratamamasına neden oldu. Özellikle yerel yönetimlerde elde edilen başarılar, genel seçimlerde CHP’nin umutlanmasına sebep oldu ancak bu başarılar sürdürülebilir olmadı. Yerel yönetimlerde halkın öncelikli sorunlarına çözüm üretmek yerine ideolojik ve kimlik siyasetini önceleyen CHP’li belediyeler, kısa sürede seçmen desteğini kaybetti.
Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde seçmenin CHP’ye yönelmesi doğal bir süreçken, parti bu güveni kalıcı bir seçmen tabanına dönüştüremedi. CHP’nin en büyük eksikliği, halk ile samimi bir bağ kuramaması oldu.
CHP, kendisini seçkin bir yönetici sınıf olarak görmekten vazgeçmediği sürece, geniş halk kitlelerinin desteğini almakta zorlanacaktır.
Türkiye'de halk, yönetilmekten çok, anlaşılmak istiyor. Ancak CHP, halkı anlamak yerine onu yönlendirmeye çalışan bir tutum içinde olduğu sürece, iktidar fırsatlarını kaçırmaya devam edecektir.
Önümüzdeki dönemde CHP'nin gerçek bir iktidar alternatifi olabilmesi için, halkın değerleriyle barışık bir yönetim anlayışı benimsemesi gerekiyor. Aksi takdirde, yine sadece kriz dönemlerinde hatırlanan bir alternatif olarak kalacak ve iktidar değişikliklerinde sadece kısa vadeli bir seçenek olarak görülmeye devam edecektir.