25 Şubat 2025 - Salı

Ekrem İmamoğlu’nu Karalamak mı, Kahraman Yapmak mı?

İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adı, son yıllarda neredeyse her hafta yeni bir soruşturma, iddia ya da tartışmayla anılıyor. Sosyal medyada uçuşan akla zarar senaryolar, yazılı ve görsel basında bitmek bilmeyen suçlamalar…

Yazar - Siyasi Projektör
Okuma Süresi: 4 dk.
Siyasi Projektör

Siyasi Projektör

-
Google News

 Kimine göre bu bir “karalama kampanyası”, kimine göreyse “siyasi bir strateji”. Peki, bu kadar yoğun bir saldırı altında olan İmamoğlu, gerçekten yıpratılmaya mı çalışılıyor, yoksa farkında olmadan bir mağduriyet kahramanına mı dönüştürülüyor? Belki de asıl soru şu: Bu gidişat kimin işine yarıyor? 

 

Halkın gözünde durum oldukça karmaşık. Bir yanda, İmamoğlu’nu “terörle ilişkilendirme” çabaları, “zimmet” iddiaları ya da “görevini kötüye kullandığı” gibi suçlamalar var. Yetmedi, bir de “sahte diploma aldığı” gerekçesiyle “Evrakta Sahtecilik” soruşturması gündeme geldi. Ancak bu iddiaların çoğu ya somut delillerle desteklenmiyor ya da kamuoyunda “yine mi?” dedirtecek kadar tekrarlayan bir döngüye dönüşmüş durumda. Diploma meselesi mesela… Yıllardır siyaset sahnesinde olan bir ismin, böylesine temel bir konuda açık yakalanmış olması ne kadar inandırıcı? Öte yandan, İstanbul gibi bir metropolü yöneten bir liderin her adımında bu kadar ince elenip sık dokunması, ister istemez “Acaba bunda bir iş mi var?” sorusunu akıllara getiriyor. Halkın bir kısmı, bu soruşturma furyasını “siyasi intikam” olarak görürken, bir kısmı da “Eğer bu kadar üstüne gidiyorlarsa, bir şey bulmuşlardır” diye düşünüyor. Ama işin ilginci, bu tartışmaların sonucunda İmamoğlu’nun adı daha çok duyuluyor, daha çok konuşuluyor ve daha çok “mağdur” sıfatıyla anılıyor. 

 

Sosyal medya bu tabloyu iyice alevlendiriyor. Twitter’da bir gün “İmamoğlu istifa” etiketleri trend olurken, ertesi gün “Halkın başkanı” paylaşımları yükseliyor. Komplo teorileri ise cabası: Kimisi “Erdoğan’ın rakibi olarak parlatılıyor” diyor, kimisi “AK Parti içindeki bir ekip bilerek İmamoğlu’nu büyütüyor” iddiasını ortaya atıyor. Basında çıkan bazı yazılar da bu teorilere çanak tutar nitelikte. Peki, gerçekten böyle bir oyun mu dönüyor? Yoksa bu sadece Türkiye siyasetinin kaotik doğasının bir yansıması mı? 

 

Bir gerçek var ki, İmamoğlu’na yönelik bu yoğun baskı, onu siyaset sahnesinde daha görünür kılıyor. Sahte diploma iddiası gibi absürt bulunabilecek suçlamalar bile, tersine bir etki yaratıp “Bu kadarına da pes” dedirtebiliyor. 2019’daki İstanbul seçimlerinde “mağduriyet” kartını ustalıkla oynayan bir liderin, bugün yine benzer bir algıyla güçlenmesi tesadüf olabilir mi? İnsan düşünmeden edemiyor: Sürekli soruşturma açanlar, akıl dışı iddialarla gündem yaratanlar, aslında İmamoğlu’nu cumhurbaşkanlığı yolunda bir adım öne mi itiyor? Belki de amaç karalamak değil, tam tersine, halk nezdinde “zalimlere karşı duran adam” imajını pekiştirmek. Eğer öyleyse, bu strateji kimin eseri? Yoksa herkes kendi bildiğini okurken, ortaya çıkan tablo tamamen kontrol dışı bir sonuç mu?

 

 Türkiye’de siyasetin cilvesi işte tam da bu: Düşmanınızın en büyük hamlesi, bir anda sizin zaferinize dönüşebilir. İmamoğlu’nun durumu da bunu gösteriyor. Soruşturmalar, iddialar ve karalama çabaları –sahte diploma suçlaması dahil– belki onu yıpratmak için tasarlandı, ama sonuçta halkın gözünde “mağdur ama dik duran lider” portresi çiziliyor. Şimdi asıl mesele, bu portrenin 2028’e kadar nasıl evrileceği. Belki de bugün İmamoğlu’nu yerden yere vuranlar, yarın “Biz demiştik” diyerek onu Başkent’e uğurlayanlar olacak. Kim bilir?

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları