18 Mart 2025 - Salı

Mağduriyetin Gücü: İktidar, Muhalefeti Büyütüyor

Türk siyasetinin en temel gerçeklerinden biri, mağduriyetin siyasi prim kazandıran bir unsur olmasıdır.

Yazar - Siyasi Projektör
Okuma Süresi: 4 dk.
Siyasi Projektör

Siyasi Projektör

-
Google News
Türk siyasetinin en temel gerçeklerinden biri, mağduriyetin siyasi prim kazandıran bir unsur olmasıdır. Tarih boyunca, baskılanan, engellenen ya da hedef alınan siyasetçiler, toplum nezdinde daha fazla destek görmüş, hatta bu durum onların siyasi kariyerlerini tahmin edilemeyecek derecede güçlendirmiştir. Bugün de benzer bir durum, Ekrem İmamoğlu ve CHP'li belediyeler üzerinde oynanan siyasi hamlelerle kendini gösteriyor.
 
İktidar bloğu ve ona yakın medya organları, İmamoğlu’nu ve muhalif belediyeleri sıkıştırma çabasında olabilir. Ancak bu tür hamlelerin kamuoyundaki etkisi çoğu zaman hesaplanandan farklı oluyor. Seçimle gelen bir siyasetçiyi, hukuk veya bürokratik yollarla sürekli olarak köşeye sıkıştırmaya çalışmak, toplumda “haksızlığa uğruyor” algısını besliyor. Bu da hedef alınan siyasetçiyi güçlendiren bir etki yaratıyor.
 
Tarihten Ders Alınmıyor
 
Tarih, baskılanan siyasetçilerin güçlenmesine sayısız örnek sunuyor. 1960’larda Adnan Menderes’in idam edilmesi, Demokrat Parti tabanında büyük bir travma yarattı ve onun mirasını yaşatma isteği, yıllarca süren bir siyasi hareketin temelini attı. 1990’larda Recep Tayyip Erdoğan’ın şiir okuduğu gerekçesiyle hapse atılması, onun siyasi kariyerini bitirmek bir yana, tam tersine onu Türkiye’nin en uzun süre görev yapan liderlerinden biri haline getirdi.
 
Bugün Ekrem İmamoğlu’na yönelik yargı kararları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik teftişler ve soruşturmalar da benzer bir sonuç doğurma potansiyeli taşıyor. Seçimle gelen bir belediye başkanını sürekli olarak hedef almak, ona duyulan sempatiyi artırıyor. Özellikle de “mağdur ediliyor” algısı güçlendikçe, toplumda “O zaman bu kişide bir şey var” düşüncesi yerleşiyor.
 
İktidar Neden Aynı Hataları Tekrarlıyor?
 
İktidarın bu stratejiyi bilinçli mi yoksa refleksif olarak mı sürdürdüğü tartışmaya açık bir konu. Ancak şu kesin ki, Erdoğan ve çevresindeki siyasetçilerin geçmişteki mağduriyetlerini nasıl avantaja çevirdiklerini bilmelerine rağmen, bugün muhalefete yönelik baskılar konusunda aynı döngüyü sürdürüyor olmaları büyük bir çelişki. Ya kendi geçmişlerinden ders almıyorlar ya da kısa vadeli kazanç uğruna uzun vadeli kayıpları göze alıyorlar.
 
Özellikle yandaş medya organlarının sürekli olarak İmamoğlu’nu ve CHP’li belediyeleri hedef alması, bu isimleri gündemde tutarak halkın hafızasında önemli figürler haline getiriyor. Sürekli olarak negatif gündemle anılan bir siyasetçi, toplumun gözünde sadece bir rakip değil, bir “mağdur” konumuna da geliyor ve bu da destekçilerini kenetliyor.
 
Sonuç: Kendi Ayağına Sıkmak
 
İktidar bloğunun bu tür operasyonları sürdürmesi, muhalefeti zayıflatmak bir yana, onu daha da güçlendirecek gibi görünüyor. Halkın algısı, siyasi mühendislikten daha güçlüdür ve tarih defalarca kez göstermiştir ki mağduriyetin getirdiği sempati, birçok siyasetçiyi iktidara taşımıştır.
 
Eğer AK Parti ve destekçi medya, muhalefeti küçültmek istiyorsa, belki de yapmaları gereken en iyi şey, onları bu kadar sık hedef almamak olacaktır. Aksi halde, farkında olmadan kendi karşıtlarını büyütmeye devam edecekler.
 
 
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları