Yazar - Siyasi Projektör
Okuma Süresi: 4 dk.

Siyasi Projektör
- Hukuki süreçlerin ne derece adil veya siyasi saiklerle yapıldığını kesin olarak söylemek zor. Ancak ortada bir gerçek var ki, muhalefet belediyeleri her zaman iktidarın merceği altındaydı ve en küçük hatalar bile büyük krizlere dönüşebilirdi. İşte tam da bu noktada, muhalefetin yıllardır savunduğu "hak, hukuk, adalet ve liyakat" söylemlerini kendi belediyelerinde eksiksiz şekilde uygulaması gerekirdi.
Seçimlerde Daha Sıkı Bir Eleme Şarttı
Muhalefet, belediye başkan adaylarını ve meclis üyelerini belirlerken çok daha titiz bir eleme süreci uygulamalıydı. Yolsuzluk, usulsüzlük veya etik dışı ilişkiler konusunda en küçük şüphesi olan kişilere asla yer verilmemeliydi. Türkiye gibi büyük bir ülkede, üzerine en ufak bir leke bulaşmamış, dürüstlüğüyle bilinen binlerce insan varken, hatalı aday tercihleri yapmak büyük bir yanlıştı.
Liyakat Sistemi Olmadan Başarı Gelmez
Muhalefet belediyeleri, iktidarın yaptığı hataları tekrarlamadan, belediye ve bağlı kurumlarına personel alırken liyakati ön planda tutmalıydı. Hemşehricilik, akraba kayırmacılığı veya parti içi dengeleri gözeten atamalar yerine, herkesin eşit şartlarda yarıştığı bir işe alım sistemi oluşturulmalıydı. Eğer bu yapılmış olsaydı, bugün yaşanan tartışmaların büyük bir kısmı zaten hiç başlamazdı.
Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Olmazsa Olmazdı
Birçok belediyede alımların ve ihalelerin yasal sınırlar çerçevesinde yapıldığı savunulsa da, "yasal" olması her zaman "doğru" olduğu anlamına gelmez. Eğer muhalefet belediyeleri, her ihale sürecini, her alımı ve her büyük projeyi halkın gözleri önünde, tamamen şeffaf bir şekilde yapmış olsaydı, bugün kimse onları suçlama fırsatı bulamazdı.
Genel İktidara Gelmek İçin Fırsat Kaçırıldı mı?
Eğer muhalefet, yönettiği tüm belediyelerde güven veren bir sistem kurmuş olsaydı, halkın gözünde iktidara en hazır siyasi güç haline gelebilirdi. Ancak ortaya çıkan çeşitli usulsüzlük iddiaları, sadece iktidarın elini güçlendirmekle kalmadı, aynı zamanda muhalefete duyulan güveni de sarstı. Sonuç olarak, yerelde elde edilen başarılar genelde bir sıçrama tahtasına dönüşmek yerine, gereksiz tartışmalarla gölgelenmiş oldu.
Muhalefet partileri bu süreçten ders çıkarmalı ve belediyelerinde her açıdan kusursuz bir yönetim anlayışı benimsemelidir. Çünkü Türkiye'de halk, sadece söylemlere değil, sahadaki uygulamalara bakarak karar verir. Şayet muhalefet, gerçekten "adil, şeffaf ve liyakatli" bir yönetim modeli ortaya koyabilirse, halkın güvenini kaybetmek bir yana, bizzat halk tarafından iktidara taşınmak için sabırsızlıkla beklenen bir güç haline gelebilir.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları