TÜRKİYE
31 Ekim 2025 - Cuma

Bir Neslin Siyaset Okulu

Mesut Yılmaz ve ANAP Kuşağının Sessiz Mirası

Yazar - Sedat ULUSOY
Okuma Süresi: 4 dk.
Sedat ULUSOY

Sedat ULUSOY

sedatulusoyy@gmail.com - 05424597661
Google News

Dün, 30 Ekim 2025 akşamı Trabzon’da anlamlı bir gece yaşandı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 21. Başbakanı, merhum Mesut Yılmaz, vefatının beşinci yılında Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezinde düzenlenen programla anıldı.
Salonu dolduranlar arasında yalnızca partililer değil, bir dönemin siyaset anlayışını omuzlamış eski bakanlar, milletvekilleri ve ANAP kadroları vardı.
O gece salona adım attığımda, sadece bir anma programında değil, kapanmamış bir dönemin hatırasında olduğumu hissettim.

Mesut Yılmaz’ın mirası: Akıl, nezaket ve merkez çizgi

Mesut Yılmaz, siyasetin en çetin yıllarında devletin başında durdu.
Ne aşırı sağa teslim oldu, ne de kutuplaşmanın parçası oldu.
Onun çizgisi “aklın rehberliği, devletin vakarını koruma” çizgisiydi.
Biz o yıllarda gençlik kollarında görev yaparken bize şunu öğretmişti:

“Siyaset, kavga değil; ülkeye hizmet yarışıdır.”

Bugün dönüp baktığımda, o sözlerin ne kadar anlamlı olduğunu daha iyi görüyorum.
Çünkü bugünün siyasetinde artık fikirler değil, etiketler konuşuyor.
Ama Mesut Yılmaz kuşağı, farklı düşünenleri düşman değil, ülke için birlikte çalışan insanlar olarak görmeyi bilirdi.

30 Ekim gecesi, Trabzon’da sadece bir anma değil, bir vefa yaşandı

Hamamizade salonunda eski dostlar, eski yol arkadaşları, eski idealler buluştu.
Kimi bakanlık yapmış, kimi il başkanlığı, kimi yıllarını teşkilatlara vermişti.
Ama o gece herkesin yüzünde aynı duygu vardı:
Bir dönemin siyasetine duyulan özlem.

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in konuşması da salondaki herkesin yüreğine dokundu:

“Devletimiz ve milletimiz için taş üstüne taş koyan tüm devlet büyüklerimizi rahmetle anıyorum.”

Çünkü o kuşak, kavga eden değil; üreten, çözen ve birbirini dinleyen bir kuşaktı.
ANAP sadece bir parti değil, devletle millet arasında köprü kuran bir anlayıştı.

ANAP kuşağı: Siyaseti bir sorumluluk bilen insanlar

Ben de o kuşaktan biriyim.
1990’ların sonunda Trabzon’da, sonra genel merkezde gençlik kollarında görev yaparken siyaseti bir “makam yarışı” değil, ülke davası olarak öğrendim.
O dönemde siyaset, televizyon tartışmalarından değil, halka dokunmaktan ibaretti.
Bugün ne yazık ki bu anlayış kayboldu.
Ama biz hâlâ biliyoruz ki, gerçek siyaset koltukta değil, vicdanda yapılır.

Mesaj net: Unutmayın, biz kavga ederek değil, konuşarak ülke yönettik

Mesut Yılmaz’ı anmak, sadece bir başbakanı anmak değildir.
O, siyasetin nezaketini, devletin ciddiyetini, aklın rehberliğini temsil eder.
30 Ekim gecesi Trabzon’da bir araya gelen o insanlar, sadece geçmişi yad etmedi;
bugünün siyasetçilerine de sessiz bir mesaj verdi:

“Biz bu ülkeyi kavga ederek değil, konuşarak ve çalışarak yönettik.”

Son söz

Bugün siyasetin gürültüsünde o nezaketin sesi az duyuluyor.
Ama o akşam Trabzon’da o ses yeniden yankılandı.
Bir dönemin adını taşımayan ama ruhunu yaşatan bir kuşak hâlâ var.
Ve ben inanıyorum ki;

Türkiye, yeniden o aklın, o nezaketin, o merkez çizginin yoluna döndüğünde,

Mesut Yılmaz’ın mirası gerçek anlamda yaşayacak.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
TRABZONSPOR